29 Kasım 2012 Perşembe

Yedikçe Acıktıran Gıdalar

        Bu yazıyı Planet Green’in internet sayfasında okumuştum. Sara Novak tarafından hazırlanan yazıda, insana tokluk hissi vermeyen ve yedikçe acıktıran gıdalar listeleniyor. Bu gıdaların çoğu aslında zararlı olarak bildiğimiz gıdalar. Bu zararlarının üzerine bir de yedikçe acıktırıyor oluşları belki onlardan uzak durmamıza daha fazla yardımcı olabilir diye düşündüm.
Granola-breakfast-bar


“Yedikçe Acıktıran Gıdalar
    Bazı gıdaları ne kadar tüketirseniz tüketin kendinizi doymuş hissetmezsiniz. Yıllar içinde sağlıklı gıdaların sizi tok tuttuğunu, işlenmiş gıdalar ve abur cuburların ise sanki hiçbir şey yememişsiniz gibi aç hissettirdiğini öğrendim. Bunun nedeni gıdaların işlenme sürecinde besleyici değerlerinin büyük bölümünü yitirmeleri.
Ne kadar iradeli davranmaya çalışırsanız çalışın bazı gıdalar bağımlılık yapıyor. Bunları yediğinizde kendinizi kötü hissetmenize rağmen yemeye engel olamıyorsunuz. Tabi ki kendinizi engelleyebilirsiniz çünkü kimse size bunları mutfak masasına bağlayarak yedirmiyor ama ne demek istediğimi anlıyorsunuz.
    Peki, bu gıdalar hangileri? Açlık hissettiğinizde hangi gıdalardan uzak durmanız gerekiyor?
            1.         Sakız
            Mide salgılarını uyaran sakız tükürük salgısı üretilmesine neden olur. “Faddiets.com” sitesine göre, sakız çiğnenmesi sırasında üretilen tükürük mideye gider ve mideye sindirmesi gereken gıda olduğu yönünde yanlış bir sinyal göndererek sizi daha fazla acıktırır.
            2.         Diyet İçecekler
            İçeceklerin üzerinde “diyet” ibaresinin bulunmasına kanmayın. Araştırmalar diyet içeceklerin sizi acıktırdığını kanıtlıyor. San Diego UT Sağlık Bilimi Merkezi’nde obezite araştırmacısı olarak görev yapan ve bu konuda yayınlanmış çalışmaları bulunan Sharon Fowler, CBS News’e verdiği bir mülakatta, yapay tatlandırıcıların iştahı tetiklerken, normal şekerin aksine açlığı bastırmadığını söylemiştir. Fowler’a göre, tatlandırıcılar insana tokluk hissi veren beyin hücrelerinin çalışmasını da engelleyebilmektedir.
            3.         Mısır Şurubu
            Aşırıya kaçılmadığı takdirde mısır şurubuyla yapılmış gıdaların zararlı olmadığı iddia edilmektedir. Mısır şurubu kullanılan ürünlerle ilgili esas sorun ise aşırıya kaçmamanın neredeyse imkansız olmasıdır. Mısır şurubu metabolizmanın akışına müdahale ederek, yemenin durdurulamamasına neden olmaktadır. Mısır şurubu vücutta leptin hormonunun tutulumunu azalttığı için açlık duygusu kontrol edilememektedir. Leptin, insana doyduğunu bildiren ve yemeyi durdurmasını söyleyen son derece önemli bir hormondur. 
             4.         Dondurulmuş Yemekler
            Dondurulmuş yemekler, özellikle bunların diyet olanları insanı doyuracak yeterli kaloriyi içermezler. Ayrıca bu tür yemekler posa açısından da yetersizdir ve bunlarda midede genişleyecek yeterli meyve ve sebze bulunmamaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, gıdaların işlenmesi besleyici unsurlarının kaybolmasına neden olmaktadır. Dondurulmuş yemekler mutlaka tüketilecekse bunların yanına salata veya meyve ve sebze gibi gıdaların eklenmesi gerekmektedir.
            5.         Hamur İşleri
Her ne kadar lezzetli olsalar da, hamur işleri pek doyurucu gıdalar değildir. İçinde lif bulunmayan beyaz şeker ve beyaz unun besleyici değeri yoktur. Yediğinizde sizi bir anda tepeye çıkartan hamur işleri, kısa bir süre sonra ilk başta olduğunuzdan daha aç hissetmenize neden olur. Ve bu oldukça hızlı bir süreçtir. Hamur işleri tüketilecekse tam tahıllarla yapılmış olanları tercih edilmeli ve hamur işleri mümkün olduğunca az şeker eklenerek yapılmalıdır.
            6.         Şekerli Kahvaltı Barları 
            Protein bakımından güçlü olmadıkları ve az şekerle imal edilmedikleri sürece kahvaltı barlarının hamur işinden bir farkı yoktur. Yüksek derecede işlenmiş ve şeker içeren bu ürünler, doyma konusunda bir kestirme yol olarak cazip gelebilir ama aslında sizi doyurmazlar. Günümüzde kaliteli ve organik barlar bulmak mümkün olsa da, kahvaltı yapmak yine de en iyi seçenektir. Meyve, bal, fıstık ezmesi veya hindistan cevizi sütü eklenmiş yulafla daha sağlıklı bir kahvaltı yapılabilir.
Sara Novak, Planet Green”
    Sağlıklı beslenmenin doğal gıdalarla gerçekleştirilebileceğine inanan birisi olarak, yazıda bahsedilenlere katıldığımı söylemeliyim. Özellikle yapay tatlandırıcılar ve mısır şurubu konusuna bir süredir kafa yoruyorum zaten. Şeker tüketiminin zararlarına alternatif olarak sunulan yapay tatlandırıcıların son derece zararlı olduğuna inanıyorum. Diyet etiketi olan hiçbir ürünü kullanmıyorum. Ama yapay tatlandırıcıdan uzak durmak hiç de kolay değil aslında. Geçen sene çocuk doktorunun tavsiyesi üzerine besin desteği olarak çocuklara multi-vitamin  tarzı bir şurup almak istedim. Bu tür şurupların içeriğini okuyunca hemen hepsinde bir tür, bazen birden de fazla yapay tatlandırıcı bulunduğunu gördüm. Aspartam, sakarin ya da benzeri yapay tatlandırıcılar içermeyen sadece bir şurup bulabildim. Diğer çocuk ilaçlarının durumu da çok farklı değil, çocuklar için üretilen, en azından benim içeriğini okuduğum pek çok ilaca yapay tatlandırıcı ekleniyor. Bu konuyu çocuk doktoruna açınca, o da şaşırdı. Çocuklar için üretilen ilaçlara ve vitaminlere yapay tatlandırıcı konulmasına nasıl izin verildiğini anlayamıyorum. 
    Üzerinde şekersiz yazan yiyecek ve içeceklere iyice dikkat etmek lazım çünkü onlarda da yapay tatlandırıcılar var. “Şekersiz” etiketi tam bir aldatmaca bana göre. İnsanların zayıf kalma isteği bu şekilde istismar ediliyor. Açlık duygusunu gidermeyen yapay tatlandırıcılı gıdalar kilo aldırmazmış algısı yaratılıyor. Ben çevremde diyet ürünler kullanarak kilo vermiş kimseyi görmedim üstelik. 
    Yazıda tüketildikçe acıktıran gıdalar arasında sıralanan mısır şurubu da son yıllarda gıda sektöründe giderek daha fazla kullanılan bir katkı ve mısır şurubu kullanılmayan çikolata, tatlı ve içecek bulmak bayağı çaba gerektiriyor. Meyve sularının çoğunda, asitli içeceklerde, ambalajlı kek, çikolata, bisküvi, dondurma gibi birçok üründe mısır şurubu kullanılıyor ve maalesef bu ürünlerin en büyük hedef kitlesi çocuklar.
    Yazının bence en önemli tespitlerinden biri olan “gıdalar ne kadar işlenirse, doyurucu olma özelliklerini o kadar yitirirler” ilkesine kesinlikle katılıyorum. İşlenmiş gıdalarla beslenemediğimiz gibi bir de doyamıyoruz. Bunlardan uzak durmanın ilk adımı ne yediğimizi bilmek, bunun için de satın aldığımız ürünün içeriğini okumak gerekiyor. Zaten masum görünen bir çikolatanın veya dondurmanın içinde ne kadar çok katkı maddesi olduğunu görünce insanın eli bunları almaya gitmiyor, hele çocuklarımıza yedirmek iyice imkansız hale geliyor.