29 Kasım 2012 Perşembe

Çocuk Menüleri Erken Ergenliğe Mi Neden Oluyor?

Aşağıdaki yazıyı “www.onegreenplanet.org” sitesinde okudum. 8 Kasım 2012 tarihli yazının konusu, çocuklarda erken ergenliğin beslenmeyle ilişkisi.
    “Çocuk Menüleri Erken Ergenliğe Mi Neden Oluyor?
    Çocuklarının hızla büyümesi ebeveynlerin sıkça şikâyet ettiği bir konudur, ancak yeni yapılan bir araştırma artık bu konunun gerçek bir endişe kaynağı olabileceğini gösteriyor. Bir araştırma Amerikalı erkek çocukların ergenliğe daha erken girdiklerini ortaya koymaktadır. Bu araştırma, Amerikalı erkek çocuklarının 30-40 yıl öncesine göre ergenliğe altı ay ile iki yıl arasında değişen sürelerle daha erken girdiklerini göstermektedir.


Bu durumun muhtemel sebebi ise hayvansal protein tüketimindeki artıştır.
    Doğal beslenmeyen hayvanlardan elde edilen et, yumurta ve süt ürünleriyle beslenen çocuklar fazla miktarda doymuş yağ ve kolesterol yüklemesine maruz kalmalarının yanı sıra, bu hayvanlara verilen hormonları, büyümeyi hızlandırıcı ilaçları, antibiyotikleri ve diğer zararlı maddeleri de vücutlarına alıyorlar.
    Araştırmacılar, hayvanlara verilen bu maddelerin çocuklarda erken ergenliğe neden olabileceğini düşünüyorlar. Çocuk için sosyal ve duygusal sorunlara neden olan erken ergenlik aynı zamanda prostat ve meme kanseri gibi hormon bağlantılı kanserleri de tetikleyebiliyor. Beslenme Dergisi’nde (Journal of Nutrition) yayımlanan bu araştırma, yaşları 6 ile 16 arasında değişen 4131 erkek çocuğu üzerinde yapılmıştır. Bu araştırma sadece erkek çocuklarını konu almakla birlikte, kız çocuklarında da erken ergenliğin hızla arttığını gösteren başka araştırmalar mevcuttur. 7-8 yaşlarındaki kız çocuklarında göğüs büyümesine ilişkin vaka örnekleri bilinmektedir.
    Çiftlik hayvanlarına verilen kimyasalların büyük bölümü İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıktığı için, doğal beslenmeyen hayvanların ürünlerini tüketmenin uzun dönemli sonuçları henüz tam olarak açığa çıkmamıştır. Ancak 1987’de John Robbins’in büyük ses getiren “Yeni Amerika için Beslenme (Diet for a New America)” kitabı yayınlandığında bile erken ergenlikle ilgili vakalar açığa çıkmaktaydı. O dönemde incelenen bir vakada 12 yaşındaki bir erkek çocuğunun göğüslerinin büyüdüğü bildirilmişti. Tıpta “jinekomasti” olarak isimlendirilen bu durum pek çok doktora göre, et ve süt ürünlerinde bulunan ve östrojeni taklit eden kimyasallardan kaynaklanmaktadır.
    “Yeni Amerika için Beslenme” kitabında adı geçen bir doktora,  erken ergenliğin neden başka bir sebepten değil de et ve süt ürünlerinin tüketiminden kaynaklandığını düşündüğü sorulmuştur. Doktor bu soruyu, et ve süt ürünleri alımı kesildiğinde semptomların gerilediğini söyleyerek yanıtlamıştır.
    “Yeni Amerika için Beslenme” kitabında vejetaryen yaşıtlarına göre et yiyen kızların daha erken adet gördükleri ve hayvansal yağ tüketen erkek çocuklarının hormon dengesizlikleri ve başka sağlık problemleri yaşadıkları uyarısının yapılmasının üzerinden 25 yıl geçmiştir. Ancak, geçen zamanda pek bir şey değişmemiştir.
    Günümüz araştırmacıları da bu konuda benzer bir neden-sonuç ilişkisi bulmuşlar ve et ve süt ürünleri tüketimin daha fazla olduğu gelişmiş ülkelerde erken ergenliğin daha yaygın görüldüğü sonucuna ulaşmışlardır. Bitkisel protein alımının daha ağırlıklı olduğu gelişmekte olan ülkelerde erken ergenliğe daha az rastlanmaktadır.”
    Genel hatlarıyla böyle olan yazı, ailelere çocuklarına daha fazla bitkisel protein yedirmeleri tavsiyesiyle bitiyor.
    Erken ergenlik son yıllarda ülkemizde de tartışılan bir konu. Bu konu bizde özellikle çilekte kullanılan hormonlar nedeniyle gündeme gelmişti diye hatırlıyorum. Yani, hormon sadece hayvancılıkta değil, tarımda da kullanılıyor. Önemli olan doğal yetiştirilmiş ürünleri tüketmek galiba ve “konvansiyonel tarım ve hayvancılık” kaynaklı ürünlerden uzak durmak. İlaçsız, gübresiz, hormonsuz, antibiyotiksiz ürünü arayıp bulmak. Kolay değil diyebilirsiniz belki ama imkansız da değil. Ve bence tehlikeleri düşünüldüğünde zahmetine kesinlikle değer. Meyve ve sebzeyi sadece mevsiminde tüketmek bile, tek başına yeterli olmasa da önemli bir tedbir aslında. Çünkü mevsim dışı yetiştirilen sera ürünlerinde daha fazla kimyasal katkı kullanılıyor diye biliyorum. Ayrıca, her ne kadar şu an tarım ve hayvancılıkla uğraşanların büyük bölümü üretimde kimyasal katkı kullansa da, doğal üretimin toprağı ve ürünü için önemini kavramış üreticiler de var. Üstelik bunların sayısı günden güne artıyor. Çünkü bu tür ürünleri talep eden, arayıp bulan bir tüketici kitlesi de var.