7 Ağustos 2015 Cuma

GDO İtirafı Üzerine

        Bir beyaz et firmasının hayvan yemi olarak GDO’lu soya kullandığını resmi açıklamayla duyurması bu hafta medyada ve sosyal medyada yer bulan konulardan biriydi. Söz konusu firma, tavuk yemi olarak genetiği değiştirilmiş soya kullandığını açıkladı.

Bu açıklama bana itiraftan çok bir meşrulaştırma çabası gibi geldi. Birkaç şey söyleniyordu:

GDO’lu mısırların yem olarak kullanılmadığı çünkü ülkemizde yem ihtiyacını karşılayacak mısır üretimi yapıldığı,

Yem olarak kullanılan soyanın GDO’lu olduğu ve bu maddenin Avrupa ülkeleri, Kanada, ABD ve Japonya’da insan ve hayvan gıdası olarak kullanımına izin verildiği,

Tavukların GDO’lu yemle beslenmesinin “etine geçmesine” neden olmadığı.

Ana hatlarıyla açıklama böyle. Yani GDO’lu yem kullandıklarını kabul ediyorlar, hemen arkasından da bunun insan sağlığına zararı olmadığını söylüyorlar.

Gıda sektörünü tüketici ilgisiyle takip eden birisi olarak, önceki sektör açıklamalarını inandırıcı bulmadığım gibi bu açıklamadan da tatmin olmadım. Beyaz etin son derece sağlıklı koşullarda üretilerek soframıza geldiğine bizi ikna etmeye çalışan sektör nedense her fırsatta GDO’lu yem ithalatı için resmi başvurular yapıyor. Bunlar açığa çıktığında verdikleri karşılık genellikle “GDO’nun zararlı olduğuna dair kesin bir kanıt yok” çerçevesinde oluyor.

            Gıda veya daha genel olarak beslenme/sağlık ilişkisini bugün artık herkes kabul ediyor. Beslenme bağlantılı hastalıklar kavramı giderek daha fazla kullanılıyor. Kimyasal katkıların, koruyucuların, tarım ilaçlarının, antibiyotiklerin insan sağlığını olumsuz etkilediği birçok uzman tarafından söyleniyor. Hatta Dünya Sağlık Örgütü, besicilikte antibiyotik kullanımını, antibiyotik direncinin nedenleri arasında sayıyor. Demek ki hayvanların neyle beslendiği bizi etkiliyor. (Örgütün açıklamasına şuradan ulaşabilirsiniz.)

İleride benzer açıklamaların GDO konusunda da geleceğine eminim.  Gıda sisteminin işleyişi böyle ne yazık ki. Önce endüstri bir üretim aracı, yöntemi, maddesi vs. buluyor ve o “buluş” maliyeti düşürmek ve karı artırmak için yaygın olarak kullanılıyor. Sonra bağımsız bilim çevreleri konunun zararlarını gündeme getirmeye başladığında, “zararlı olduğuna ilişkin yeterli veri yok” türünden açıklamalarla geçiştiriliyor. Zararları artık görmezden gelinemeyecek şekilde kesinleştiğinde kullanımından vazgeçiliyor. Üstelik o maddeyi yıllarca kullanmış olan firmalar, insan sağlığını verdikleri önemi göstermek için ürünlerinde o maddenin kullanılmadığını gururla duyuruyor. Tabi bu arada, kazancı artıracak ve maliyeti düşürecek başka teknikler uygulanmaya başlıyor. Günümüzde gıda üretiminin her alanında döngü bu ne yazık ki. İnsana, doğaya zararlı olup olmadığına bakmadan üret, zararlı olduğu artık inkar edilemez noktaya gelince yenisini kullanmak üzere bırak. Bu kötü döngüde olan bizlere, toprağımıza, dünyamıza oluyor.

Halbuki gıda söz konusu olduğunda sadece güvenilir olduğundan emin olunan maddelerin kullanılması gerekir. En küçük bir şüphe bile kullanılmaması için yeterlidir. Daha doğrusu ideal bir sistemde böyle olması gerekir. GDO konusunda ise şüpheler artık küçük olmaktan çok öteye geçti. GDO’nun zararları bilimsel olarak kanıtlanmadı, GDO’lu yemle beslenen hayvanın etinden insana geçmiyor gibi açıklamaları kesinlikle ikna edici bulmuyorum. (GDO konusundaki şu videoyu izlemenizi öneririm.)

Beyaz ete ve firmanın açıklamasına dönecek olursak, gıda sistemi böyle devam ettiği sürece bu tür çok itirafla karşılaşırız. Her şeyin maksimum kazanç üzerine kurulduğu, daha fazla kazanç için insan sağlığının geri planda tutulduğu bu sistemde bir firmanın daha ucuz yem almak için yaptığı başvuru beni şaşırtmıyor.


Kendi adıma mücadele yöntemim bu tür gıdalardan elimden geldiğince uzak durmak. Beyaz ete güvenimi uzun süre önce yitirdiğim için yılda bir-iki kez doğal üreticilerden aldığım tavuk giriyor evimize. Elimden geldiğince bütün gıda alışverişimizi doğal üreticilerden yapmaya çalışıyorum. Bunu tamamen başardığımı söyleyemesem de, ne yapsam kazançtır diye düşünüyorum. Artık neredeyse günlük sıklıkta aldığımız gıda sektörü haberlerinden öğrendiğim en önemli şey ise doğal beslenme kararımızın ne kadar doğru olduğu.