15 Ocak 2016 Cuma

Sağlık İçin Gerçek Sirke

Sosyal medya hesaplarımı takip edenler bilir, sirke benim için özel bir besin desteğidir. Güne onsuz başlamam diyebilirimJ Yıllar önce, bir yerde sabah aç karnına içilen sirkeli bir bardak suyun faydalı olduğunu okuduğumdan beri bu uygulamayı alışkanlık haline getirdim.



Geçtiğimiz hafta sevgili Annekaz tarafından organize edilen ve İda Bahçe'yle buluştuğumuz etkinliğin ana konularından biri sirkeydi. Uzun süredir alışveriş yaptığım doğal üreticilerden biri olan İda Bahçe'yle Ankara buluşmasında Gülhan Hanım'la doğal tarım ve katkısız ürün konularında kapsamlı bir sohbet yaptık ve diyetisyen Didem Hanım’dan sirkeyle ilgili bilgiler aldık. Buluşma vesilesiyle ben de kiraz sirkesiyle tanışmış oldum. Sirkeyle ilgili yeni bilgiler de edinince, öğrendiklerimi paylaşmak istedim.

Sirkenin sağlığımız açısından pek çok faydası var tabi. Ama bunlara geçmeden önce nasıl bir sirkeden bahsettiğimi açıklamak isterim. Elma, üzüm, kiraz, alıç veya girabolu sirkesi fark etmez, önemli olan sirkenin doğal olması. Sirkeyi insan vücudu için faydalı hale getiren fermantasyon, zaman gerektiren bir süreç. Geleneksel üretim süreçleriyle hazırlanan sirkede, sirke anası oluşuyor. İçerisinde bir dizi protein, enzim ve faydalı bakteri barındıran sirke anası, sirkeye bulanık bir görüntü veriyor. Pastörizasyon ve filtreleme işlemlerinden geçmeyen doğal sirke, berrak bir sıvı gibi gözükmüyor. Endüstriyel bir ürün bandının başına meyvenin konulup hattın sonunda sirke olarak şişelendiği bir üretim tekniğiyle elde edilen sirkede ise pırıl pırıl görünümüne rağmen,  sirke anası oluşmuyor.

Metabolizmanın işleyişini iyileştirici özellikleriyle bilinen doğal sirke, kan şekerinin dengelenmesinde ve demir emiliminin artırılmasında da etkili. Sirke ayrıca, bağırsak florası açısından faydalı bakteriler içeriyor. Geleneksel güzellik reçetelerinin önemli malzemelerinden biri olan sirkenin, saç ve cilt sağlığına olumlu etkileri biliniyor.

Son dönemde özellikle kilo kontrolü ve zayıflamaya yardımcı etkisi bağlamında elma sirkesinin adını daha çok duyuyoruz. Ancak, bu diğer meyvelerden elde edilen sirkelerin daha az yararlı olduğu anlamına gelmiyor. Mesela yeni tanıştığım kiraz sirkesinin öne çıkan özelliği, ödem gidermede etkili olması. Alıç sirkesi kalp-damar sağlığını destekleyici özellikleriyle gündeme geliyor. Aslına bakarsanız, doğal yöntemlerle üretilen tüm sirke türlerinin faydalı olduğunu düşünüyorum. Tabi bu, sirke tüketmesinde sağlık açısından bir sorunu olmayan insanlar açısından geçerli. Mide rahatsızlıkları gibi sirke kullanımının sorun oluşturabileceği durumların olduğunu da hatırlatmadan geçmeyeyim.

Miktar, sirke tüketimi açısından üzerinde durulması gereken bir konu.  İncelediğim çeşitli kaynaklarda, günlük sirke tüketimi konusunda üzerinde fikir birliği sağlanmış bir üst limite rastlamadım ama genel olarak, günde iki-üç yemek kaşığının yeterli olacağı söyleniyor. Benim günlük tüketim miktarım da bu seviyelerde.

Sirkeyle ilgili öğrendiklerimi genel olarak özetledikten sonra, beslenmede nasıl yer verdiğimi biraz açıklayayım. Yazının başında da değindiğim gibi, her sabah büyük bir su bardağı suya bir yemek kaşığı elma sirkesi ekleyerek içiyorum. Bunu zayıflama amacıyla yapmadığım için o yönde bir etkisi var mı bilmiyorum. (Açıkçası, genel olarak iyi beslenmezken, sabahları aç karnına içilen sirkeli veya limonlu suyun kilo verdireceğinden şüpheliyim.) İda Bahçe buluşmasında kiraz sirkesiyle ilgili öğrendiklerimden sonra, akşamları da kiraz sirkeli su içmeye başladım. Yatmadan önce bir bardak suyun içine bir yemek kaşığı kiraz sirkesi ekleyerek içiyorum.

Kiraz sirkesinin tadı, elmadan çok farklı değil. Belki çok az daha yumuşak olduğunu söyleyebilirim.
Sirkeli suyun tadı kimilerine sert gelebilir. Sizin için de bu durum geçerliyse karışıma bir tatlı kaşığı bal ekleyebilirsiniz. Bana sorarsanız mesele alışkanlık kazanmakla ilgili. Başka bir deyişle, bir hafta-on gün kadar dişinizi sıkarsanız, sonrasında sirkeli suyun tadı muhtemelen kötü gelmeyecektir. Ama bu şekilde olmuyorsa, bal iyi bir çare.

Çocuklara şimdiye kadar sirkeli su vermedim, böyle bir denemeye sıcak bakacaklarını pek tahmin etmiyorum. Ama onlar da özellikle salataların içinde sirke yiyorlar. Miktar abartılmadığı sürece, çocuklara rahatsızlık verecek bir koku olmuyor. Limonla birlikte kullanınca tadı daha da az belirgin hale geliyor. Sirkenin en yakıştığı salata ise beyaz ve mor lahanayla yapılanlar. Bu iki tür lahanayı doğradıktan sonra sirke ve tuzla ovunca içlerindeki şeker açığa çıkıyor ve keyifle yenen salatalara dönüşüyorlar. Başka malzemeye bile ihtiyaç duymuyorlar. (Nasıl hazırlandığını görmek isterseniz şurada.)

Sirkeyle ilgili paylaşmak istediğim önemli bir diğer nokta saklama koşulları. Aldığınız veya hazırladığınız doğal sirkenin besleyici içeriğinden en iyi şekilde yararlanmak için uygun şekilde saklamalısınız. Sirkenin güneş almayan kapalı bir dolapta muhafaza edilmesi ve şişe kapağının kapalı tutulması lazım. “Plastiğe hayır” kuralı sirke için önemli. Asit içeren bir gıdanın plastik şişelerde hazırlanması ve plastikte satılması uygun değil. Bu iş için cam şişe ideal.


Şimdilik sirkeyle ilgili öğrendiklerim bu kadar. Yeni şeyler öğrenirsem onları da paylaşırım. Mutfağımızda yüzlerce yıldır geleneksel olarak üretilen bu özel gıdayı, olması gereken, yani doğal haliyle sofralarımızdan eksik etmemeliyiz.