12 Aralık 2012 Çarşamba

Etiket Cadısı


         Ambalajlı gıdaların etiketlerini okumaya başlamak, beslenme bilincimi geliştirmek konusunda attığım önemli bir adım olmuştur. Etiketleri okumaya başlamadan önce market rafından alışveriş sepetine rahatlıkla aktardığım birçok ürünü, etiketleri okumaya başladıktan sonra aynı rahatlıkla alamadım. Ne kadar çok adını sanını bilmediğimiz madde kullanılıyordu gıdaların üretiminde. Hele çocuklar için pazarlanan bazı gıdalar vardı ki, içeriğinde bulunan katkıların çokluğu nedeniyle mikroskobik ölçülerle yazılabiliyordu içindekiler kısmı.



        Bu keşfin üzerimdeki temel etkisi doğal gıdalara yönelmek, hazır ürünleri ev yapımı olanlarla değiştirmek oldu. İşte böyle girdi ev yapımı puding, limonata, buzlu çay, pelte, mayonez hayatımıza. İyi ki de öyle oldu. Sadece bunlarla da kalmadık; aklınıza ne gelirse salça, peynir, tereyağı, tarhana, hatta makarnayı bile marketten almıyoruz artık. Yine de hiç ambalajlı ürün almıyor değiliz tabi. Ama etiketleri mutlaka okuyoruz. Katkısız, koruyucusuz yazanlara yöneliyoruz. Artık biliyoruz ki, bir gıdanın içindekiler bölümü ne kadar kabarıksa, o kadar uzak durmak gerekiyor o gıdadan.

         Bu kadar gıda etiketi okuyunca, ülkemizde gıda etiketi bilincinin ne durumda olduğunu da üzülerek görüyorsunuz. Bazen karikatür gibi gıda etiketleri görüyorsunuz, bazen doğru bilgi vermediği besbelli olanları, bazen de bilgi vermekten kaçınanları. Ben de denk geldiğim bu tür etiketleri “Etiket Cadısı” bölümünde paylaşmaya karar verdim. Sizler de gördüğünüz eksik ve yanıltıcı etiketleri gönderebilirsiniz. Firmalara da sorarız bu durumu, gıda etiketlerini tüketiciyi net bilgilendirecek şekilde hazırlamalarını talep ederiz. Belki bu şekilde gıda sektörü üzerinde bir baskı oluşturabilir, gıdalarla ilgili doğru bilgilendirilme hakkımızı hayata geçirebiliriz.